DB Tarımsal Enerji’nin yerli biyoyakıt ham maddesi üretimini artırmak amacıyla yürüttüğü pelemir projesinde 2025-2026 hasat dönemi tamamlandı. Alım garantili sözleşmeli üretim modeliyle gerçekleştirilen beşinci sezonda, 35 bin dekarlık alandan 3 bin tonun üzerinde ürün elde edildi.
232 üretici projeye katıldı
Ankara, Konya, Eskişehir, Bilecik, Afyonkarahisar ve Kütahya’daki üretim sahalarında yürütülen çalışmalar, Bilecik’in Bozüyük ilçesindeki hasatla sona erdi. Sezon boyunca 232 üretici projeye dahil oldu.
Pelemir üretiminin tarım, hayvancılık ve enerji alanlarında oluşturduğu toplam ekonomik katkı yaklaşık 3,6 milyon dolar olarak açıklandı. Bu sonuç, sözleşmeli üretim modelinin çiftçiler için öngörülebilir bir alım kanalı oluştururken biyoyakıt sektörü için de yerli ham madde tedarikini desteklediğini gösteriyor.
Ürün hem biyoyakıta hem yem sektörüne katkı sağlıyor
Hasat edilen pelemirin yağı biyoyakıt üretiminde kullanılırken, geriye kalan küspe yem sanayisine yönlendiriliyor. Böylece ürünün farklı bileşenleri değerlendirilerek tarımsal üretimden enerji ve hayvancılığa uzanan bir değer zinciri oluşturuluyor.
Projenin 2023’ten bu yana Uluslararası Sürdürülebilirlik ve Karbon Sertifikasyonu (ISCC EU) standartlarında yürütüldüğü bildirildi. Üretim, hasat, depolama, sevkiyat ve biyoyakıt imalatı gibi aşamaların kayıt altına alınması, tedarik sürecinin izlenebilirliğini güçlendiriyor.
Yeni sezon hedefi 100 bin dekar
Beşinci sezonun tamamlanmasının ardından 2026-2027 ekim dönemi için hedef büyütüldü. Yeni sezonda pelemir ekim alanının 100 bin dekara çıkarılması planlanıyor.
Bu hedefin gerçekleşmesi, biyoyakıt üretiminde yerli ham madde kullanımını artırabilir; ancak genişlemenin üretici katılımı, arazi koşulları ve hasat verimliliği gibi faktörlere bağlı olduğu belirtiliyor.
Etki analizi
Pelemir projesi, yalnızca bir hasat organizasyonu olarak değil, tarım arazilerini enerji ham maddesi üretimine bağlayan bir model olarak öne çıkıyor. Yağın biyoyakıta, küspenin ise yem sektörüne yönlendirilmesi ekonomik değerin tek bir ürün alanıyla sınırlı kalmasını önlüyor. Önümüzdeki dönemde 100 bin dekarlık hedefin üretim kapasitesine ve çiftçi gelirlerine nasıl yansıyacağı, projenin gelişimindeki temel göstergeler arasında yer alacak.

