Türkiye, yıllık 112 milyar metreküp su kaynağına sahip olmasına rağmen su stresi çeken ülkeler arasında yer alıyor. Tarımda suyun %75’inin kullanıldığı bu yapıda, parçalı yönetim ve yasalaşmayan su kanunu ciddi israf yaratıyor.
Su Kaynaklarının Verimsiz Kullanımı
Ülkenin toplam su varlığının %52’si sınır aşırı sular veya denizlere dökülme nedeniyle kullanılamıyor. Kişi başına 1350 metreküp su düşen Türkiye, mevcut kaynağı verimli yönetemiyor. Bu durum, verimli tarım arazilerinin susuz kalmasına yol açıyor.
Parçalı Yönetim Yapısının Etkileri
Su yönetimi, farklı bakanlıklar, 30’dan fazla kanun ve sayısız düzenleme ile bürokratik dağınıklık yaşıyor. Bu parçalı yapı, etkin politikaları engelliyor. Çin ve Mısır gibi ülkeler yapay nehirlerle çölleri tarıma açarken, Türkiye’de en verimli ovalar su bekliyor.
Örnek Vakalar: Marmara Gölü ve Konya Ovası
Manisa’daki Marmara Gölü, plansız sulama ve iklim etkileriyle ekolojik krizde. Gölün kurumasını önlemek için basınçlı sulama, kaçak denetimleri ve can suyu öneriliyor. Konya Ovası’nda ise hidrolojik kuraklık devam ediyor; baraj seviyeleri düşük kalıyor.
Su Kanunu Bekleyişi ve Gelecek Adımlar
13 yıldır taslakta bekleyen Su Kanunu, reformun anahtarı olarak görülüyor. Etkin su politikaları, tarımsal verimliliği artırabilir. Su transfer projeleri hızlandırılmalı, vahşi sulama terk edilerek modern sistemler yaygınlaştırılmalı.
Sektöre ve Ülkeye Etkileri
Bu kriz, tarım üretimini tehdit ederek gıda güvenliğini riske atıyor. Sürdürülebilir yönetimle, su tasarrufu sağlanıp tarımsal verim artırılabilir. Acil reformlar, susuzluk tehlikesini önleyecek kritik öneme sahip.

